Şeyh bozuntusu yüzünden dindarları sopalamaya kalkan hadsizler

Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Hasan Öztürk'ün kaleme aldığı yazıyı siz okuyucularımız ile paylaşıyoruz.

Şeyh bozuntusu yüzünden dindarları sopalamaya kalkan hadsizler
08 Eylül 2020 - 12:29

Bir kaç gündür “Tarikat şeyhi” kisvesi giymiş bir sapık üzerinden dindarlar sopalanıyor farkında mısınız?

Uşşaki Tarikatı Şeyhi olduğu öne sürülen sahtekar Eyüp Fatih Şağban sapıktır. Ahlaksızdır. İstismarcıdır. Din tüccarıdır. Şeref yoksunudur.


Bir kız çocuğunu istismar ettiği için şu anda tutuklu olan şahısla ilgili her gün yeni bilgiler ulaşıyor. Ama ne hikmetse bazı çevreler “bir tarikatın şeyhi” olarak onu pazarlamayı ve gündemde tutmayı tercih ediyor.

Sözü edilen tarikatın yıllar önce şahsın kendileriyle hiç bir ilgisinin olmadığını ilan ettikleri ortada. Dahası aynı şarlatanın hükümet ile ilgili hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili ileri geri konuşma ve açıklamaları da ortadayken, olup biten rezilliği ve ahlaksızlığı hükümete mal etmeye çalışan bir çevre var.

En dramatiği ise bazı CHP gazetecilerinin şerefsiz şahsın yapıp ettiklerinin “hükümete yakın medyada haber olmadığı” yalanını ortaya atmaları. Bunun ezber ve ön yargı olduğunu kayıtlara geçirmek isterim. Dahası, kategorik olarak “din ve dindarlığa mesafe koyanların” bu ahlaksız sahte şeyh üzerinden İslam’ı ve dindarları aşağılamaya çalıştığını söylemek gerekir.

Yakın geçmişte 28 Şubat sürecinde Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz gibi sahte şeyhlerin ahlaksızlıkları üzerinden dindarları nasıl örselediklerini de hatırlayınca insan son olayın neye hizmet edip etmediğini merak etmiyor değil hani!

Çünkü mütedeyyin medya konuyu ilk günden bu yana gündemde tutuyor. Ama ona rağmen “haberi görmediler” yalanı ile itham ediliyor. Mesela Yeni Şafak’ı takip etselerdi haberlerinden olayın aslını, köşe yazarlarından “tarikat-cemaat, din, dindarlık” konularını öğrenebilirlerdi...

Neyse... geçelim.

DİNİ TARİTAKLAR SEKÜLER TARİKATLAR GİBİ ÖRGÜTLENMİŞSE DİKKAT!

Dünyanın her yerinde “din” bir istismar aracıdır. Sadece din mi? Tarikatlar, cemaatler onların lider kadroları da.

İşin ilginç yanı dini tarikatlar (bu ifadeyi bilinçli kullanıyorum) olarak örgütlenen kimi yapıların daha çok seküler tarikatların yöntemlerini kullanarak “menfaat” devşirdiklerini de...

En bilinen örneği nakledip geçeyim.

Yakın geçmişte FETÖ terör örgütünün masonlar gibi örgütlenip nasıl bir güce ulaştığını gördük. Yoksa “Masonlar tarafından örgütlenip” mi deseydim?

İnsanın “aşkın olana” inanma, hatta teslim olma fıtratını istismar edenler her dönem oldu.

Cahillik bunda birincil etken diye düşünmeyin sakın. Evet son olayda bir kız çocuğu bir şerefsiz tarafından istismar ediliyor ve hem çocuğun hem ailenin iyi bir eğitimi yok. Ama unutmayın daha yakın geçmişte Adnan Oktar yapısının içinde birbirini istismar edenlerin tamamı neredeyse yüksek eğitimlilerden ve yüksek gelir düzeyinden oluşuyordu.

Burada mesele insanın “inanma” fıtratı ile “aşkın olana” teslim olma fıtratını istismara dönüştüren “kurnaz”, ahlaksız, din bezirganlarının varlığı..!

KENDİNE “ŞEYH” DİYENİN NUR PERDESİNE DOLANIP BATTIĞI ÇUKUR

Peki dindar görünen, ahlak vaaz eden bir takım insanlar neden ahlaksızlaşıyor? Dini eğitim aldığı söylenen, ahlaken daha güçlü olması beklenen, kibrini yenmesi, temiz ahlaklı olması beklenen insanlar neden şereften yoksunlaşıyor?

Bu soruların cevabını yıllar önce sevgili hocam Mustafa Tatçı bir gece yarısı bir otel lobisinde vermişti.

Aşağı yukarı şöyle şeyler söylemişti: “İnsanın perdeleri vardır. (Ahlak ve erdem merhaleleri) Onlardan en zor yırtılanı (elde edileni) nur perdesidir. Din adamı, tarikat erbabı gibi görünenlerin en büyük sorunu ‘ben oldum’ derdine düşmeleridir. Egodur, kibirdir. O hal Allah’a kafa tutmanın en aşağılık halidir. İşte bu insanlar kibir ve enaniyetleri yüzünden diğer bütün insanları aşağılarlar ve ahlaksızlaşırlar.”

Mustafa Tatçı hocamın anlattıkları FETÖ elebaşındaki hallerle bire bir örtüşür. Çünkü o kendini neredeyse haşa peygamberden bile üstün görür ve insanları kendinden aşağıda bir yerde konumlandırır.

Yine Tatçı hocamın anlattıkları yazının konusu olan şeref yoksunu, sözde şeyh için de geçerlidir. Kız çocuğuna istismarı bile normal gören ve gerektiğinde para ya da başka bir şeyle kızın ailesini susturabileceğini sanır.

Yani ki kendilerini insanların seçilmişleri olarak görenlerin genel ahlaki zaaflarının altında sanılanın aksine cahillik, ego ve enaniyet vardır.

Ahlaksız sahte şeyhin en ağır cezaya çarptırılması için başlayan yargı sürecini takip edeceğiz. Bu ahlaksız gibi din bezirganlığı yapanların da takipçisi olacağız.

Allah’ın dini ile Allah ile insanları, inananları aldatanları affetmeyecek her iki cihanda da yakalarına yapışacağız.

Birilerinin de... O ahlaksızlar üzerinden dindarlara, samimiyetle Allah’ın rızasını kazanmaya çalışanlara dil uzatanların da...

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum